Bir adam vardı, fazlaca azdı fikirleri
Ve azdan fazlaydı, tükettiği seneleri.
Kendince aslandı, ancak kilitliydi, bir kafesin içinde.
Hiçbir zaman parlamamıştı ama, fazlaca paslandı.
Bir sirkten ibaretti hayatı,
Ve sirkleri sevmez, sirk hayvanları.
O kadar sıkılmıştı ki, öldüğünü bile anlamadı.
Bir başkası, sırıkla atladı, milyon tane atasözünün üstünden.
Öyle bir konuştu ki, hiçkimse anlamadı.
Çamurun içinde yaşasa da, yemedi çamurda yetişen bitkileri.
Yine de çok fazla ağırlaştı.
Yarışı bitirdiğinde, daha dün yaşamaya başlamıştı.
Üçüncüsünün ne yaptığı önemsizdi, zira ruhunu kaybetti.
Bir yıldırım çarptı beynine ve tüm anıları yitti.
Öyle ki hiç okşamamıştı annesi artık ve o, o adamı öldürmemişti.
Peki bileklerindeki kelepçeler de neydi?
Bu dördünce adama, üçüncünün günahları neden yüklendi?
Oysaki hiçbir karar vermemişti.
Tüm arıların birbirini etkilediği bir kovanda,
İşlenen her suç, kovanın suçudur.
Aslında her suç, doğal bir tepkisidir, etkilerin.
Ve suç, bir kelimeden ibarettir, binyıllardır söylenegelen.
Milyarlarca uyurgezeriz. Uyandığımızı sanırız ve gezeriz.
Kararlarımız, anılarımızı yaratır,
Ve anılar, kararlarımızı.
Tanrısal kararlar alabilmek için, bir tanrı ruhu edinmek gerekir;
Ve bunun için de tanrı olma kararı.
İnsan, Tanrı’yı kendi suretinde yarattı,
Ve kutsadı. Kendisini, yaratısına benzetmeye çalıştı.
Oysa ki ruhlar, kendilerini tanıdıkları ölçüde tanrıdırlar.
Bir zamanlar bir tanrı vardı, sokaklarda yaşardı.
Yitip gittiğinde, ardından türkü çığıracak bir bilgin olmadı,
Tanrı öldü diye.
Isırmaz zira, yılan olduğunu bilmeyen yılan.
Yedi dipsiz vadiye bulaşmadan, yolculuklarını tamamlayanlar,
Bir başka tuzağına düştüler, Simurg’un.
Karantinaya alınmış zombilere döndüler;
Ve açlıktan yediler, birbirlerini.
Kaç zamandır uyarmadı mı sizleri depremler?
Kaç kez daha yıkmalı sizi, kendi inşa ettiğiniz sistemler?
Yıkılsın tüm tapınaklar, insana tapılan!
Ve paramparça olsun, insan ruhuna kaynaşan prangalar!
Çatal dilinizi gösterme günü yaklaşmaktadır.
On3maphossi



Nedendir ki hayat,
Yüklenerek, bilgi ağacından yapılmış bastonuma
Bir kahinim ben, okumak isteyen geleceğini.
Bir zamanda ve bir mekanda,
Birinci sınıf su-bazlı yapıştırıcılarla tutturulamayacak bir hayalkırıklığıydı bileğimden boşalan kanın, yaşam duyumumu içimden yavaşça çekip çıkartışını hissetmek..
Selamlar! İki tuşlu piyanolar diyarının sakinleri.